Ben Selma Telefonda Sex Yapmak isteyen Beyler Arasın
00322 588 90 72 Numaraya Tıklayın Arayın!
Tarafından   3 Kasım 2015


Bak, bizzat şahit olduğum bir olayı anlatayım size: Bu işe ilk başladığım zamanlardaydı. Ailelerle meskûn, temiz bir mahallede idi evimiz. Oranın, namuslu bir ev olduğu intibaını vermek için de sözde, küçük bir terzihane işletiyorduk. Çoğunlukla da, namuslu tanınan aile kadınlarının bizimle çalışmasına izin veriyor, kaliteli müşterilere hizmet veren kibar bir yer olduğumuzu kanıtlamaya çalışıyorduk. Cinsel açlığın sürüklediği kadınlar yanında, memleketin içinde bulunduğu ekonomik durumun zorlamasıyla da bize katılmış olan, oldukça fazla ve çeşitli kadınla çalışma imkânı buluyorduk. İşte bütün bu kadınlar gibi, arada sırada bizim oraya takılan, zengin ve mutaassıp bir aileye mensup hatta dışarıda türbanla dolaşan bir kızcağız da vardı. Deli dolu, biraz kaçıkça, saf ama gerçekten çok güzel bir kadındı. Nasıl ve nerede tanımışmışsa bir oğlana tutulmuşmuş. İlk yalnız buluşmalarında da oğlan işi bitirmiş; bekâreti de gitmiş bu arada tabii. Bir zaman sonra, ne olduysa, oğlan ortadan kaybolmuş. Ama bu ilişkinin tadı damağında kalmış olacak ki, bizim saf ama ateşli kızımız, fırsatını buldu mu, önüne çıkan her erkekle birlikte olmaktan vazgeçemez olmuş. O arada, nasılsa bizi bulmuş ve para kazanmaktan ziyade, doymak bilmeyen cinsel arzularını tatmin edebilmek için bizim eve dadanmıştı. O, muntazam çalışmaz, aklına estikçe çıkagelirdi. Geldi mi de, ortada pek dolaşmaz, hemen hemen karanlık denecek kadar az aydınlatılmasını istediği loş odasına girer, soyunur dökünür, gerçek bir fahişeye taş çıkartacak kadar çok ağır bir makyaj yapar, uzun kirpikler takar, gözüne mavi bir de lens geçirdikten sonra gardırobundaki en seksi kıyafetlerden birisini giyip müşterisini beklenmeğe başlardı. Biz, özellikle onu isteyen birisi olmasa bile, rasgele düşen ilk müşteriyi onun odasına gönderirdik. Müşterisi çıkıp gidince, genelde, başka müşteri de almaz, çabucak yıkanır, toparlanıp giyindikten sona, samimi bir pişmanlıkla ‘bunun son olduğunu, bir daha gelmeyeceğini’ söyler, eşarbı ile başını, yüzünü örtüp, uzun pardösüsünü yerlerde sürüye sürüye, kaçarcasına çıkar giderdi. Benim de orada olduğum bir gün, her zamanki telaşlı haliyle aniden çıkagelmişti gene. O geldikten biraz sonra da, bizim de ilk defa gördüğümüz, iri yarı, kapkara gür bir sakalı olan yaşlı bir adam girdi içeri. Hiçbir şey söylemeden, bizim itibarlı müşterilerimizden birinden aldığı anlaşılan kartviziti bize uzattı. Bir tomar banknotu masanın üstüne bırakıp güzel ve çok genç, körpe bir kız istediğini söyledi. Bizim kız orada ya, tam da adamın istediği gibi körpe ve güzel; hemen onun odasına buyur ediverdik. Adam bir girdi, çıkmak bilmiyor. Verdiği para yeterli olduğu için umursamadık. Hatta iş arasında bir ara unuttuk bile onları. Adam, nerdeyse akşama kadar içerde kaldı. Bizim kızdan da hiç ses seda yok. Neyse, sonunda kızın odasından çıkabildi herif. Ağzı kulaklarında, memnun, mahmur bir bitkinlik içinde yanımıza gelip bir miktar daha para bıraktı masaya. “Bunu ona verin. Gene geleceğimi de söyleyin.” dedi. Sonra da beşuş bir çehre ile çıktı gitti. Her zaman, işi biter bitmez çıkıp giden kız, bu sefer ortalarda gözükmüyordu. Biraz fazla gecikince içime bir kurt düştü. Telaşla kızın odasına fırladım. İçeri girince bir de ne göreyim. Bizim kız, öylece, adamın bıraktığı gibi çırılçıplak, saç baş dağınık, yattığı yerde hiç kıpraşmadan tavanı seyredip durmuyor mu?… Merakla yanına iliştim: “N’oldu kız?” dedim. “Bu halin ne? Ne bekliyorsun hâlâ, eve gitmeyecek misin?” O, başını bana çevirdi. Çaresiz, hâlâ yaşlı gözlerini iri iri açıp: “Hiç sorma!” diye inledi. Adamın ona kötü bir şey yapmış olabileceğinden şüphelendim ama görünür bir iz de yoktu vücudunda. O ağlamaya başladı. “Ne oldu kız? Anlatsana. Kötü bir şey mi yaptı o herif sana?” diye bağırdım. Bir şey söylemeden yavaşça kalktı. Banyoya girdi; yıkanmaya başladığını duyuyordum. Çıktığı zaman isteksizce giyinmeye başladı. Eşarbı ile başını iyice örttükten sonra, tam çıkıyordu ki, vazgeçti. Geldi yanıma oturdu. Ani bir hareketle boynuma sarılıp ağlamaya başladı gene. Hıçkırıklar arasında, kesik kesik konuşmaya başladı: “Başıma geleni bir bilsen… Ama birisine bunu anlatmam lazım. Ne yapacağımı bilemiyorum.. Senden başka da güvenebileceğim kimse yok. Ama allahaşkına kimseye anlatma bunu.” Bayağı meraklanmıştım: ”Anlatsana kız, ne oldu? Ne yaptı bu herif sana?” Tekrar hıçkırmaya başladı: “Daha ne olsun?” dedi. “ O adam, benim babamdı.” Dondum kaldım. İyi de, nasıl olmuş da kızını görünce ortalığı ayağa kaldırıp bir mesele çıkarmadan çıkıp gitmişti ki? Kız, müthiş bir utanç içinde, olduğu yerde büsbütün küçülüp kaybolmaya çalışırcasına sindi. Adeta dehşet içinde tıslarcasına: ”Onu tanıdığım anda, öyle dehşetli bir korkuya kapıldım ki ne yapacağımı bilemeden donup kalmışım. Bu durumda başka ne yapabilirdim ki? Babam, bir şeyin farkında bile olmadan, sevişmeye başlamıştı bile benimle… İşte o zaman anladım beni tanımadığını, bu kılıkta da tanımasına imkân olmadığını. Neyse ki öylesine kendisini kaptırmıştı ki yaptığına, benim kim olduğumu fark edememişti; o uğraşışı sırasında, fark edecek hali de yoktu zaten. Dünyayı görmüyordu gözü; ben ne yapabilirdim ki? Mani olmaya kalkıp tanıtsaydım kendimi, muhakkak oracıkta gebertirdi beni vallahi… Neyse ki, üzerime yumulmuş, öpüyor, emiyor kıtlıktan çıkmışçasına sevişiyordu benimle. Sesimi çıkaramadım artık. Olacak olmuştu zaten. Ama asıl en kötüsü de ne oldu biliyor musun? Nasıl oldu anlayamadım, belki de hissettiğim o ölümcül korku ve dehşetin tesiri ile acayip bir şekilde kabaran bir arzunun pençesine düşmekte olduğumu fark etmeyeyim mi. İşte ondan sonrasını ne sen sor ne ben söyleyeyim. Onun o çılgınca sevişmesine kapılıp kendimi koyuverdim. Her şeyi unutmuş, kendimi kaybetmiş, dünya gözümden silinmişti. Öyle bir tahrik olmuştum ki kuduruyorum sandım. Şimdiye kadar tatmadığım kocaman dayanılmazazmlar ardı ardına bütün vücudumu kaplıyor, zevkten çıldıracak gibi oluyordum. Saatlerce sürdü bu. Öylesine bir hırs ve ihtirasla sevişiyorduk ki, doymak nedir bilmiyorduk. Kaç kere geberecek gibi şiddetle uzun uzunazm oldum hatırlayamıyorum. Böylesine zevk alıp, bu kadar uzun seviştiğim hiç olmamıştı şimdiye kadar. Olanlar beni öylesine mutlu ve memnun etmişti ki, babam beni tanıyıp oracıkta öldürse bile umurumda değildi artık. Sonunda iyice doymuş ve yorulmuş olacak ki yanıma uzandı, gözleri kapalı yattı bir müddet. Sonra da kalktı, nedense, mahcup ve sanki utanıyormuş gibi yüzüme bile bakmadan giyinip çıktı gitti. Ben de öylece yatıp kaldım işte. Şimdi ne yapmalıyım ben abla? İntihar mı etsem ki? Eve nasıl döner, babamın yüzüne nasıl bakarım bir daha?” Bir taraftan da için için ağlamaya devam ediyordu. Ben kafasını göğsüme bastırıp: “Aman be şekerim.” dedim. Amma da büyüttün işi. Olan olmuş bir kere. Bunda senin bir suçun da yok. Niye intihar filan edesin ki? Bak, baban seni tanıyamamış. Evdeki, kılıksız, başını açmaktan bile çekinen, masum, mahcup kızının, randevu evinde çalışan ateşli bir orospu olduğunu aklına bile getirmez o. Olsa olsa kızına benzeyen bir kadın sanmıştır seni. Şimdi kalk evine git. Hiçbir şey olmamışçasına eskisi gibi davranmaya devam et. Göreceksin her şey yolunda gidecek.” Biraz yatışır gibi oldu. Masum bir ifadeyle, “Kokumu da tanımaz mı ki?” diye mırıldandı. “Aptallaşma.” dedim. “Yıkan iyice. İstersen gülsuyu filan da sür. Ama en iyisi yanına pek sokulmaman. Hasta olduğunu filan söyleyip odana çekil, gözüne pek gözükme birkaç gün. Zaten öyle bir keyifli gitti ki, en azından birkaç gün, evde kimseyi gözünün göreceğini sanmam.”

Ben Selma Telefonda Sex Yapmak isteyen Beyler Arasın
00322 588 90 72 Numaraya Tıklayın Arayın!